Ana Sayfa / Sağlık / Covid-19 / Yaz Ayları ve Covid 19 Salgını Arasındaki İlişki ile İlgili Az Konuşulan Bir Gerçek
yazın covit 19 biter mi

Yaz Ayları ve Covid 19 Salgını Arasındaki İlişki ile İlgili Az Konuşulan Bir Gerçek

yazın covit 19 biter mi

Advertisements

Çin’in Hubei eyaletine bağlı Wuhan kentindeki vahşi hayvan pazarından çıkışlı olduğu düşünülen ve insanlarda alt solunum yolu rahatsızlıklarına yol açarak ölümcül sonuçlar doğurabilen SARS-COV-2 virüsü yani bildiğimiz ismiyle Corona virüsünün yol açtığı Covid-19 hastalığı; 2020 yılı Nisan aynı itibariyle dünyadaki tek tük bir kaç ülke dışında, global boyutta bulaş hızını arttırırken, çoğunluğu yaşlı ve kronik hastalığı olan kişiler olmak üzere pek çok kişide ağır hastalıklara yol açmaya ve ne yazık ki pek çok can almaya devam ediyor. Felç olmuş hayatlarına en kısa sürede devam etme umudunu taşıyan milyarlarca insan için ise ufukta görünen en yakın çıkış yolu sıcak, nemli ve bol güneşli yaz aylarının gelişi. Ancak akıllardaki soru şu; yaz gelince Korona virüsü ölecek mi? Salgın gerçekten sıcak havalarda bitecek mi?

Yaz Aylarında Covid-19 Salgını Bitecek mi?

Dünya nüfusunun oldukça kalabalık olması, sosyal yaşam tarzı ve seyahat ağlarının gelişmişliği gibi normalde pozitif olarak kabul edebileceğimiz pek çok olgu, ne yazık ki Corona virüsünün yayılmasının önüne geçilememesine sebep oluyor ve şu anda ABD başta olmak üzere, dünyanın pek çok ekonomik ve siyasal olarak güçlü ülkesinde de salgın git gide yayılıyor.

Henüz genel geçer olarak kabul görmüş etkili bir tedavi yöntemi ya da bağışıklama yöntemi de mevcut olmadığından, hem sosyal hem de ekonomik hayatı adeta felç hale getiren bu durumun önüne geçilmesinde, sosyal izolasyon ve karantina önlemleri dışında en çok bel bağlanan durum ise yaklaşan yaz ayları. Pek çok solunum yolu hastalığının görülme sıklığında ani ve gözle görülen bir düşüş olduğu yaz döneminin, Covid-19 için de aynı etkiyi yaratıp yaratmayacağı ise pek çok bilim insanının odağında ancak hakkında henüz pek de net bilgi edinilememiş bir beklenti.

Pek çok uzman ise, büyük beklenti içinde olan halkın sahte bir güvenlik hissiyatına kapılmaması ve gerçek beklentiler sahibi olarak tedbirin elden bırakılmaması adına, güneş ışınlarının virüs üstünde yaptığı etki; sıcaktan, nemden ya da UV ışınları gibi sebeplerden ötürü Korona virüsü için öldürücü bile olsa, ölecek olanın zaten dış ortamlarda ve konak bir vücuda girip bir hücreye bağlanmadan çoğalamayan, bu yüzden de çok da etkili bir şekilde varlığını sürdüremeyecek olan virüsler olduğunu, bu patojenlerin belki kış aylarına göre daha kısa sürede öleceklerini ve sonuç olarak yüzeyden bulaşma riski açısından  avantajlı olacağını ancak sıcak yaz ayları kişiden kişiye solunum yolu sıvıları ile meydana gelen bulaşın önüne geçmeyeceği için bu felaketi kontrol altına almanın tek yolunun sosyal izolasyon tedbirlerini sıkıca devam ettirmek olduğunun altını tekrar tekrar çiziyor. Ancak aslında etki mekanizması çok büyük, belki de işin seyrini doğrudan etkileyen en önemli  faktörden pek de fazla kişi bahsetmiyor nedense! Yaz aylarına bağlı hava durumunun immunoresponse – yani bağışıklık sistemi yanıtı – üstündeki bilimsel olarak kanıtlanmış etkisi!!

Göz, ağız ve burun yollarından vücuda girdikten sonra vücuttaki ilgili protein hücresine bağlanarak enfekte ettiği hücrelerin çevresindeki hücrelerde de hızlıca kendi kopyalarını yapıp konak kişiyi hastalığın etkisi altına alan corona virüsünün zarar verme mekanizması hepimizin artık bildiği üzere virüsün hücrelere verdiği zarardan daha ziyade, hayatında ilk defa karşılaştığı yabancı bir maddeye karşı nasıl karşılık vereceğini bilemeyen adeta paniğe kapılmış bağışıklık hücrelerinin aşırı tepki vermesi ve aynı hücrelerin yabancı maddenin enfekte ettiği bölgeyi yok etmeye çalışırken haddinden fazla ve kafası karışmış askerler yollayarak ortalığı darma duman etmesi ve sağlıklı hücrelere de hasar vermesi ve çoğu kez de bu tepkinin sonucu olarak Akut Solunum Sıkıntısı Sendromu denilen  ölümle sonuçlanması pek mümkün olan duruma yol açması şeklinde seyrediyor.

Kısacası, Covid-19’u yenmek için vücudun ihtiyacı olan teknik olarak güçlü bir bağışıklık sisteminden ziyade, doğru ve dengeli çalışan bir bağışıklık sistemi. Ve şu an itibariyle gelinen noktada henüz, ülkelerin sağlık sistemlerine aşırı yük binmemesi ve gerekli destekleyici tedavinin alınabilmesi dışında bilim insanlarının ellerinde pek de somut bir çözüm mevcut olmadığından, elimizdeki en büyük silahımız, istilacı yabancı ajanlara karşı durabilmek adına  ilaç desteği olmaksızın doğal olarak pek çok cephaneye sahip olmak üzere evrilmiş olan insan vücudu yani kendi savunma sistemimiz.

Güçlü ve dengeli bir bağışıklık sistemine sahip olmak için altın kurallar yazımız da ilginizi çekebilir.

Durum buyken; yaz aylarının doğrudan virüslerin üstündeki hem de dış ortamdaki virüslerin üstündeki etkisinden ziyade, yaz şartlarındaki hava durumunun, kendi doğal cephanelerimiz üstünde yaptığı etkiyi tartışmak sizce de daha doğru olmaz mı?

Sıcak Hava ve Bağışıklık Sistemimiz Üstündeki Etkisi Nedir?

Yaz aylarında bariz bir şekilde düşüş gösteren hastalıklar sadece Influenza virüsünün yol açtığı hastalıklar yani daha bilindik adıyla grip  ve benzeri solunum yolu viral hastalıkları değil. Pek çok kalp hastalığı, romatizmal rahatsızlıklar ve otoimmün türü hastalıkların, tip 1 diyabet hastalığından tutun MS e kadar envai çeşit rahatsızlığın yaz aylarında oldukça düşüş göstermesi ve bunlara bağlı şikayetlerle hastanede tedavi altına alınan hastaların sayısının gözle görülür şekilde düşmesi tabi ki bir tesadüf değil.

Üstelik viral ya da bakteriyel enfeksiyonlardan bile kaynaklı olmayan bu saydığımız hastalıklar doğal olarak bulaşıcı bile değiller. Yani bu da şu demek oluyor ki; hastalıkların düşmesindeki sebep güneş ışınlarının hastalığa sebebiyet veren ajanı öldürmesi ya da zayıflatması değil, aynı faktörlerin hastalığa tepki veren bağışıklık sistemi hücrelerimizde yarattığı farklılık.

Teknik detaylarını pek çoğunuzun okumak istemeyeceğini tahmin ettiğim bir takım çalışmaların bu konu üstündeki kanıtlarından genel anlamıyla bahsetmek isterim. Özellikle de Cambridge Üniversite’si tarafından yürütülmüş; 22822 adet gen incelenerek, aralarından 5136 adet genimizin mevsimler olarak aktiviteleri arasında bahse değer bir farklılık olduğunu kanıtlar nitelikte olan bir çalışma bu.

Dünya’nın Güney ve Kuzey yarım kürelerindeki farklı ülkelerden toplamda 16 000 denek üstünde yapılan çalışma, geniş çaplı bir çalışma olduğundan, bilim dünyası tarafından da kabul görmüş durumda.

İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri, İzlanda, Avustralya ve Gambiya ülkelerinde yaşayan deneklerden alınan kan örnekleri ve yağ hücresi örnekleri üstünde yapılan gen incelemelerinden çıkan sonuca göre detaylara fazla girmeden anlatmak gerekirse; İzlanda bölgesinden alınan örneklerdeki daha az çarpıcı sonuçlar dışında geri kalan ülke denekleri arasında, toplanan örneklerin yılın hangi döneminde ve hangi mevsiminde alındığına bağlı olarak, bir takım hücrelerin aktivitesinde ve hatta vücutta bulunuş sayılarında oldukça çarpıcı farklılıklar var. İzlanda bölgesinde aynı farklılıkların görülemiyor olmasının da kuvvetle muhtemel yaz aylarında 24 saat güneş ışığı kış aylarında 24 saat karanlıkta yaşıyor olmalarından kaynaklı olduğu düşünülüyor.

Yapılan çalışmada özellikle dikkatleri üstüne toplayan bir gen var ki teknik ismi ARNTL ve yaz aylarında vücutta çok daha aktif, kışın daha az etkili olarak işlev gören bu gen, hücrelerdeki enflamasyonu bastırma daha doğrusu düzenleme görevi görüyor. Covid-19 ya da diğer patojenlere bağlı olarak gelişen komplikasyonlardan yukarıda bahsettiğimiz ARDS ise yani hayatı tehdit edici Akut Solunum Sıkıntısı Sendromu’nun gelişme mekanizması da, akciğerlerin organlara oksijen taşımasına engel olacak kadar enflamasyon yapması ile karakterize. Kısacası yaz aylarında edinilecek bir solunum sistemi virüsü sonucunda hastaların bağışıklık sisteminin , yaz aylarında daha aktif olarak vücutta bulunan ARNTL geni tarafından düzenlenme şansının daha yüksek olduğuna işaret eden bu teori doğru ise, savunma sisteminin kontrolden çıkması ve sağlıklı hücreleri tahrip etmesi durumu da oldukça azalacak demek yanlış olmaz.  Hastalığın bulaş hızında bir fark yaratıp yaratmayacağı konusunda net bir bilgimiz olmasa da yakalanan kişilerin hastalıkla başa çıkma yetilerinin yüksek olacağı ve ölüm oranlarında çok ciddi bir fark yaratacağı teorisi üretilebilir.

İlgili çalışma Covid-19’a özel olarak yapılmamış olup, bağışıklık sistemi yanıtlarının mevsimler olarak gösterdiği farklılıklar üstünedir ancak işin bilimsel yönünü bir kenara bırakıp sadece pratikte bildiklerimize bile bakacak olursak, yazın insanlar genelde daha sağlıklıdır. Özellikle de solunum yolu enfeksiyonları daha az görünür. Tedbiri elden bırakmak çok büyük bir yanlış olur diye hatırlattıktan sonra, biraz umut etmenin de bir sakıncası olmadığını düşünüyorum. Sağlıkla mutlulukla ve evdekal Türkiye!

 

 

Bunlara da bakabilirsin!

Çörek Otu Yağının Zararları

Hücre yenilenmesinden, gençleşmeye, astım hastalıklarının hafifletilmesinden depresyon tedavisine, hormon düzenlemesinden tansiyon düşürücü olarak görev görmesine …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir